Kayıtlar

Voleybolun Hayatımdaki Yeri

Voleybol, benim için sadece bir spor değil, aynı zamanda bir tutku ve stres atma yoludur. Sahaya çıktığımda günlük hayatta yaşadığım birçok şeyi unutuyorum ve tamamen oyuna odaklanıyorum. Bu da bana hem fiziksel hem de zihinsel olarak büyük bir rahatlama sağlıyor. Voleybolun en sevdiğim yönlerinden biri takım oyunu olmasıdır. Tek başına değil, arkadaşlarınla birlikte hareket etmek, birbirine güvenmek ve uyum içinde oynamak gerçekten çok keyifli. Bir sayı aldığımızda yaşanan sevinç ya da bir hatadan sonra birbirimizi motive etmemiz, aramızdaki bağı daha da güçlendiriyor. Aynı zamanda voleybol, disiplin ve sabır gerektiren bir spor. İyi oynayabilmek için sürekli pratik yapmak, hatalardan ders çıkarmak ve pes etmemek gerekiyor. Bu yönüyle bana hayatta da önemli dersler veriyor. Mücadele etmeyi ve gelişmek için çabalamayı öğreniyorum. Kısacası voleybol, benim hayatımda önemli bir yere sahip. Hem eğlenmemi sağlıyor hem de bana birçok şey katıyor. Bu yüzden voleybol oynamak benim için vazgeç...

Harnâme 1. Senaryo

Hikâyenin Sonu Eşek, tarladaki semiz öküzleri gördüğünde onların güçlü ve gösterişli hâllerine imrenir. Önce içini kıskançlık ve hırs kaplar. Ancak bilge eşeğin sözlerini hatırlayınca durup düşünür. Kendisine verilen görevin ve yaratılışının farklı olduğunu anlar. Başkasının sahip olduklarına özenmenin onu mutsuz ettiğini fark eder. Bu farkındalık sayesinde tarladaki ekinlere zarar vermekten vazgeçer. Sahibinin verdiğiyle yetinmeye karar verir. Sabırlı ve kanaatkâr davranır. Böylece hem dayak yemekten hem de cezalandırılmaktan kurtulur. Hayatına olduğu gibi devam eder; başına yeni bir bela gelmez. İç huzurunu, hırsına yenilmemekle bulur. Yaşanan Değişimin Gerekçeleri Eşeğin davranışındaki değişimin temel sebebi, bilge eşeğin verdiği nasihattir. Bilge eşek ona herkesin görev ve yaradılış bakımından farklı olduğunu, başkasının yerine göz dikmenin kişiye zarar getireceğini anlatmıştır. Eşek, kıskançlığın ve açgözlülüğün insana (veya hayvana) felaket getirdiğini kavrar. Öküzlerin güçlü olm...

Yansıtma Yazısı

Bu çağda, bu yerde, Oğuz yurdunda büyük bir orman vardı. Irmaklar akardı içinden, Av hayvanları dolaşır, kuşlar uçardı göğünde. Bir gün Oğuz Kağan, halkının ormana gitmeye korktuğunu gördü. Canavar yoktu belki ama Karanlık, bilinmezlik ve korku İnsanların yüreğini sarmıştı. Oğuz dedi ki: “Bir milleti korkutan şey, çoğu zaman kendi endişesidir.” Kargısını, yayını aldı; Ama savaşmak için değil, Halkına cesaret göstermek için. Ormana tek başına girdi. Gecenin karanlığında ateş yaktı, Yolları işaretledi, Tehlikeli yerleri belirledi. Sabah olduğunda halkını yanına çağırdı: “Bakın,” dedi, “Bu orman düşman değil. Onu tanırsak, korkumuz yok olur.” O günden sonra halk, Ormana korkmadan girdi. Avlandı, odun topladı, Yurdunu büyüttü. Böylece Oğuz Kağan, Bir canavarı öldürerek değil, Halkının korkusunu yenerek Büyük bir kağan oldu.

ZİHİN HARİTASI

                                                              TÜRK EDEBİYATINDA                                                    KAHRAMAN TİPLERİNİN DEĞİŞİMİ                                      ─────────────────────────────────────────────────────────                    │                                                     │                              ...

AL SANCAK

  Al Sancak Göklerde süzülür nazlı nazlı bayrağım, Rüzgârla konuşur dağlar, ovalar, vatan, Geçmişten geleceğe uzanan kutsal nişan, Uğruna can verilir, sensin bize armağan. Şafakta yükselince parlar bütün ufuklar, Seni gören yüreklerde diner eski korkular, Birlik olur adınla şehirler, köyler, sokaklar, Sonsuza dek dalgalan göklerde ey al sancaklar.

PODCAST

 

Sessizlikten Cesarete

Buğlem sınıfta hep arka sırada otururdu. Söz almak istediğinde kalbi hızla çarpar, “Yanlış söylersem herkes güler” diye düşünürdü. Bu yüzden kendini yetersiz hisseder, içinden konuşur ama sesini çıkaramazdı. Herkesin ondan daha iyi olduğunu sanırdı. Bir gün öğretmen grup çalışması yaptırdı. Buğlem yine sessizdi. Bunu fark eden Zeynep, yanına yaklaşıp yumuşak bir sesle, “Fikrini merak ediyorum, istersen önce bana anlat,” dedi. Zeynep onu yargılamadan dinledi, sözünü kesmedi. Buğlem anlattıkça rahatladı. Zeynep, “Bence bu çok güzel bir düşünce, birlikte sınıfa sunabiliriz,” deyince Buğlem şaşırdı. Sunum günü geldiğinde Zeynep Buğlem'in yanında durdu. Buğlem kısa bir cümleyle başladı. Kimse gülmedi. Aksine arkadaşları başlarını salladı. Öğretmen, “Bu bakış açısı çok değerli,” dedi. Buğlem ilk kez kendine güvenmenin nasıl bir his olduğunu anladı. O gün Buğlem şunu öğrendi: Birinin empatiyle dinlemesi, insanın kendine olan inancını yeniden yeşertebilir. Küçük bir cesaret, doğru destekle...